online ordering of meds order zovirax mail order, order cheap medications here without a prescription order flagyl no visa without rx, ordering generic medications online premarin generic, buy cheap viagra and cialis online - get your discount medicine online arimidex, buy cheap generic medications online buying neurontin over the counter, order online generic and brand medications doxycycline sale, buy cheapest medications with overnight delivery ordering lasix online without a prescription, cheap canadian pharmacy online overnight baclofen cod, generic medications online ordering norvasc prescription, order online generic and brand medications buy diflucan with no perscription, buy cheap generic medications online generic wellbutrin sr online

Kuru Fasulyeli Karayolları: Tekrar Meksika’dayız.

Kategori: Marduk 2012 — Fikret - 9:15 am - Cuma, 12 Şub 2010

Merhaba, ben Fikret. Fotoğrafları ben çekiyorum diyerek yazı işlerine karışmıyordum -daha doğrusu kaytarıyordum- ama bu sefer de ben bir iki satır karalayayım dedim.

En son sizlere Meksika’nın Pasifik kıyısındaki şirin “ilçesi” Zipolite’den bildirmiştik. Zipolite; backpacker turistleriyle, Türkiye’nin güney sahil kasabalarına benzeyen ambiyansıyla o kadar Meksika değildi ki oradan koşarak uzaklaşmak istedik. Oysa soğuk kış günlerini yaşayan yalnız ve güzel ülkemizden uzakta güneş yağları sürünerek bir güzel haşlanmakta idik.

Koşarak olmasa da bir gün kalıp, arabamız Cucaracha’ya atlayarak oradan ayrıldık. Hedefimiz San Cristobal idi. Çevresinde hem Maya uygarlığının kalıntılarına hem de hâlâ İspanyolca yerine eski dillerini kullanan Mayaların torunlarının yaşadığı köylere ev sahipliği yapan San Cristobal ziyadesiyle ilgimizi çekiyordu. Lakin yol uzundu. Bu yüzden de dün akşam yolun yarısında Juchitan de Zaragoza’da mola vermek zorunda kaldık.

Valla, ne yalan söyleyelim Meksika gezimizde en az ilgimizi çeken şehir oldu Juchitan. Akşamüstü otelden çıkıp şöyle bir şehri dolandık.

dsc_27171

Başkent Mexico City dahil her Meksika şehrinde rastladığımız korsan CD ve DVD’ciler burada da sokakları işgal etmişti. Yaptığımız pazar arştırmasına göre Meksika’da Türkiye’yi birkaç kez katlayacak devasa bir korsan piyasası mevcut.

dsc_2722

Meksika şehirlerinde İstanbul’daki eski belediye pazarlarına benzeyen ama çok daha sıkış tepiş bir takım kapalı pazar yerleri var. Bunların bazılarında veya bazı kısımlarında büfelerimize benzeyen “yemekçi”ler var. Bunlarda çok ucuza karnınızı doyurabiliyorsunuz. Biz de hemen bir tanesine çömdük. Juchitan’lı bir ana’nın kızlarıyla işlettiği bir yerdi burası…

dsc_2728

Burada yemeklerin yanına kuru fasulye (bazen ezmesini getiriyorlar, daha güzel oluyor) ve limon mutlaka ama mutlaka konuyor. Sokak büfesinde de yeseniz, düzgün bir restoranda da yeseniz…

dsc_2733

Yalnız Meksika’da fiyat yazan menüsü olmayan küçük yerlerde birşeyler yerken dikkatli olmak icap ediyor. Turist olduğunuz algılandığı anda -ki algılanmamanız mümkün değil zaten tipiniz itibariyle- fiyatlar anında değişebiliyor.  Kadının arkasından konuşmak gibi olmasın, “Aman nasıl olsa ucuz buralar” diye oturduğumuz büfemsi yerin maması bizi hafiften yoldu gibimize geldi. Ama kendisinin hoş muhabbeti ve leziz Meksika atıştırmaları nedeniyle, yerleştiğimiz tahta sıralardan “sağlık olsun” diyerek kalktık.

dsc_2724

Juchitan şehri hakkında elimizdeki rehber kitap, “gay ve travestilerin çoğunlukta bulunduğu ve özgürce rahat yaşadıkları bir şehir” diye yazıyordu. Biz de doğrusu, kendimizi bu tarz bir şehir görmeye hazırlamıştık. Ama şu ana kadar gördüğümüz Meksika şehirlerinden farklı bir izlenim edinmedik Juchitan’ı dolanırken.

dsc_2759

Bu sabah Juchitan’ı geride bıraktık. (Bu arada siz bu satırları Türkiye’de okurken, zaman açısından bizden 8 saat ileride olduğunuzu unutmuyorsunuz değil mi?) Günün büyük kısmı, dün de olduğu gibi yolda geçti. Ama sonunda Oaxaca (Oahaka okunur) eyaletinden çıkıp Zapatistalarıyla ünlü Chiapas (Çiapas okunur) eyaletine ulaştık.

dsc_2768

Bizi aldı bir sevinç. Hani demiştik ya, “Meksika’ya dönünce haber vereceğiz” diye… İşte haber veriyoruz, Meksika’ya döndük, mesuduz.

Fotoğrafta sabahtan beri birşey yememiş olan Nur bizi yürüyüp gitmekle tehdit ederken görülüyor : “Chiapas’a doğru aç bir kadın göreceksin, şaşırma”. Metin ise kendisinin de acıktığını, ama ancak Fikret Chiapas eyaleti girişindeki tabelalarda çekmek istediği fotoğrafları çektikten  sonra devam edebileceklerini anlatıyor: “Sen yürü git, biz seni toplarız geçerken.” Fotoğrafları çekip yola tekrar koyulduk.

dsc_2796

Sonunda bir yol kenarı bakkal / büfe karışımı mekanda kahvaltımızı yaptık. Elbette yağda yumurtalarımızın yanında yine kuru fasulye, limon ve acı sos vardı.

dsc_2798

Kahvaltıdan sonra tekrar yola koyulduk ve San Cristobal’a vardık en nihayet. Şehri gördüğümüz kadarıyla pek beğendik ama henüz tam hakkıyla gezemedik.

dsc_2801

dsc_2805

Metin, San Cristobal sokaklarında akşam gezerken yakaladığı bir küçük çocuğa Mayalar konusunda bir iki soru sormak istediyse de ufaklıktan doyurucu cevaplar alamadı. Bu araştırma girişimi bize 5 pesoya patladı. Sevimli ufaklığa harçlık veriverdik. Bir de bilgi edinmek için daha sıradan yöntemler kullanma kararı aldık.

Yarın 2012 konusunu araştırmak üzere bir Maya köyü arayacağız. Mümkünse konuya daha hakim insanlara danışacağız mevzuyu.

2 yorum »

759

Yorum yazar melda

12 Şubat 2010 @ 10:00

geçen gezinizin seyir defterini okurken hep heyecan ve coşku hissediyorken bu sefer neden hep küfredesim geliyor acaba? uyuz oluyorum olum size.( nur hariç:))) )

761

Yorum yazar elçin

13 Şubat 2010 @ 11:49

san cristobaaal..sevgili şehrim..metin, nerde kalıyosunuz bilmiyorum ama yukarıdaki meyve sebze pazarının bir ya da iki alt paralelinde tonola 5 adresindeki hostele uğramanızı öneririm..sahibi rudolfo çok tatlıdır, en azından bir selamımı söylerseniz çok sevinirim..tierradentro’yu keşfetmişsinizdir sanırım, zocalo’ya açılan calle real de gualupe miydi ne orda; zapatistlerin ve sempatizanlarının buluşma yeri..sonra zocalo’dan otogara doğru giderken, insurgentes’de galiba, cafe, bar, rest. madre tierra var..fırınından çıkan ürünler de çok güzel olur..sahibi eduardo tatlı adamdır, kardeşi isabel bardan sorumlu, enteresan kadın..avludaki evcil horoz da hala oralardadır herhalde..madre tierra’da erkan oğur duyabilirsiniz..geçen yıl kızımla san cristobal’e ulaştığımız ilk dakikalar özlemle, yürüyerek ulaşmak istemiştik rudolfo’nun hosteli quia’ya..yol boyu yürürken madre tierra’da mola verip eduardo’ya merhaba diyelim dedik..rest. kısmına girdiğimizde erkan oğur çalıyordu-5 yıl önce armağan ettiğim cd-, benim için çok büyülü bir andı..ya coştum yine..10 yıl önce,5 aylık zamanımda bir dolu yeri gezebileceğimi düşünürken çakılmıştım bu güzel şehre, sonra da hep tekrar tekrar gitmek istedim.sonraki her gidişimde biraz değişmiş buldum, eski halini özledim ama yine de hep heyecanlandım, sevdim, gökyüzündeki renkleri seyretmeye doyamadım..ne diyeyim benim için de gezin görün, sevin..5 saat uzaklıktaki palenque’ye de gidersiniz herhalde..şehirde değil, antik şehrin yakınındaki kamp alanlarında kalın derim..mayabel benim kaldığım ve sevdiğim yerdir..sevgiler..

RSS ile yazılara yapılan yorumları takip edin. Sitenizden geri izleme yapın

Yorum yap

XHTML: Kullanılabilir etiketler: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>