online ordering of meds order zovirax mail order, order cheap medications here without a prescription order flagyl no visa without rx, ordering generic medications online premarin generic, buy cheap viagra and cialis online - get your discount medicine online arimidex, buy cheap generic medications online buying neurontin over the counter, order online generic and brand medications doxycycline sale, buy cheapest medications with overnight delivery ordering lasix online without a prescription, cheap canadian pharmacy online overnight baclofen cod, generic medications online ordering norvasc prescription, order online generic and brand medications buy diflucan with no perscription, buy cheap generic medications online generic wellbutrin sr online

Burada Meksika yemeğine sadece yemek diyorlar!

Kategori: Marduk 2012 — Metin - 9:54 pm - Salı, 02 Şub 2010

24 saat gündüz gördükten ve 1 Şubat’ı yaklaşık 35 saat olarak yaşadıktan sonra ulaştık Mexico City’ye. Merak eden kaç kişi vardır bilmiyorum ama Fikret de ben de hayatımızın en kötü uçak yolculuğunu “atlattık”. Iberia adını aklınızda tutun. Ve mümkün olduğu kadar uzak durun ondan. Uçakları konforsuz, uçuş görevlileri kaba, yemekleri iğrenç ve az, prensip olarak da cimriler.

Neyse ki Mexico City (ki ona burada DF diyorlar) börrek gibi bir yer.

dsc_1831

Bi kere buradaki herkes Meksikalı. Hakkaten. Bu cümle bu şekil kurulunca salakça geliyor kulağa tabii. Lakin herkesin Meksikalı olduğu bir yer çok komik bir yermiş meğerse. Sürekli bir film setinde gibi hissediyorsunuz kendinizi sokaklarda. Herkesin yüzünde bir derin teatral ifade.. herkes Hollywood filmlerindeki tembel, sempatik, nur yüzlü ya da kriminal Meksikalılara benziyor.

Bir de buraların ezber yaptığımız derin devrimci geleneğinin yarattığı halusinasyon kaynaklı olsa gerek, bir yığın Emiliano Zapata gördük yollarda :)

Henüz Fatma Nur bize katılmadığı için sürekli olarak arkasından “Fatmanuuuur, çabuk gel” diye mızıldanıyoruz. Buradaki arkadaşlar sağolsunlar “Yes” kelimesinden bile habersizler. Öğrenmişler bir İspanyolca, varsa yoksa o. Maazallah Fatma Nur o ihtişamlı ispanyolcası ve engin güney/orta amerika bilgisiyle ekibe katılmayacak olsa biz birkaç güne cebren, belki bir miktar da hile ile ispanyolcayı sökerdik.

dsc_1786

Her yer vıcık vıcık polis. Amerika’da 20 günde görmediğimiz polisi burada 1 saatte gördük. Ortam 1 mayıs günü İstanbul’u gibi. Burada güvenlik olayı bir fena olay.

Lonely Planet’e bakarsanız, şu şekilde güvenli oluyormuş burası: Sakin sokaklara taksiyle girmeliymişiz. Ama taksilerde de müşteri kaçırıp öldürmek/soymak yaygın birşeymiş, dikkatli taksi bulmalıymışız. Sokakta geceleri birileri bizi çevirip paramızı isteyebilirmiş. ATM kartları ve parayı almamalıymışız yanımıza. Ama otele de bırakmak riskliymiş.

dsc_1829

Dün geceki turumuzda ortalık evsiz doluydu. Üstelik bildiğiniz evsizlere pek benzemiyorlardı. Gayet gruplar halinde cool bir halleri vardı. Özgüven fışkırıyordu bakışlarından ve tuhaf bir şekilde çok eşya sahibiydiler. Bu şekil evsizlik de zor olsa gerek. Bunların bir noktadan sonra bıçak yardımıyla para talebinde bulundukları rivayeti şimdilik inandırıcı gelmedi bize. İlk soyulduğumuzda haber ederiz :)

Fikret güvenlik olayını şu akademik cümle ile özetledi: “Bitirim kaynıyor lan ortalık”. Bitirim dediysek yardımsever bitirimler. Bir ateş istedim otele kadar geliyorlardı neredeyse :)

dsc_1814

Türkiye’deki x-ray manyaklığı burada da var. Ben şahsen dünyanın dört bir yanında Türkiye kadar paranoyak ülke yok der dururdum. Öyle ya, siz hiç başka bir ülkede alışveriş merkezine girerken aranıyor musunuz? Yahut havaalanına girerken -uçağa giderken değil- x ray cihazı gördünüz mü?

Ta daa.. burası bir x-ray cenneti. Türkiye’yi bile sollar vesselam. Hayatımızda ilk kere havaalanından ÇIKARKEN x ray’den geçti çantalarımız.

dsc_1801

Saat 10.30’da dükkanların %60’ı hala kapalıydı. Çift kat kepenkleriyle epey kapalıydı hem de. Burada dükkanlar bir acayip zaten. Yardım etmek için çırpınan çalışanları bir kenara, temizler ve çeşit çeşitler. Müzik fışkırıyor pek çoğundan.  Bizim otelin dibindeki eczanenin ve yoldaki perşembe pazarı usulü hızardan çim biçme makinasına edavat satan dükkanın bangırdayarak Meksika popu çalması bi acayipti misal.

dsc_1790

İlk gündür, saçmalıyor olabiliriz elbet. Ama bir de boyalı ayakkabı obsesyonu var burada. Her köşe gösterişli ayakkabı boyacılarıyla dolu. Dolu derken hakkaten dolu. Müşteri beklemiyorlar, harıl harıl boyuyorlar. Demincek bir polisi gördük misal derin bir sohbet halinde ayakkabısını boyatıyordu.

Tuvalet ve 7 Eleven da bol bulunan diğer şeylerden.

dsc_1780

Ehlikeyif meselesine gelince. Yollarda eser miktarda yüzünü kapatmış uyuklayan insan var. Dükkanların çoğu kapalı. Köpekler bile ehlikeyif. Kaç tanesini sevdiysem hareketlendiremedim. Öyle hepsinde bir Clint Eastwood havası, sanki onu sevmek benim görevimmiş gibi cool davrandı hepsi.

Bir de gösteriye katıldık ki ayaküstü, onu anlatmadan geçmek olmaz. Taksim meydanında (muhakkak adı başka bişeydir ama ezberleyemedim henüz) bir yığın çadır var, oraya doğru yürüyen ve slogan atan kalabalığın arasına karıştık. Slogan atmayı denedik ama pek olmadı. Durumu anlamak için de yırtındık, ama sadece arkadaş canlısı göstericilerle cilveleşebildik şimdilik. Çadırlarda bir sol siyaset yürümekte olduğunu sloganlardan ve yazılardan ancak “sezebildik”. Fotoğraflarını çektik, Fatma Nur’a soracaz. Kendilerine sorunca birşey olmuyor. Buradaki ingilizce kelime bilgisi tavan yaptığında yes ve hello kelimelerine ulaşabiliyor çünkü.

dsc_1793

dsc_1792

Domuz gribi olayını da ciddiye aldık. Elime anti bakteriyel sürdüm. Bir 20 saniye kadar da fotodaki maskeyi taktım. Artık o esnada var idiyse bi virüs atmosferde, yırttım. Burada böyle aralara serpiştirmişler maske ve antibakteriyel jel sağolsunlar. Ben tabii başbakan olmadığım için gidip aşımı olmuştum. Fiko ve Fatma Nur hem başbakanlar hem de daha domuz geçirmez tipler olduklarından olmadılar aşı maşı.

Akşama rakı içeceğiz. Henüz nerede içeceğimizi bilmiyoruz :) Ama güzel haber, buyukkeyif.com üyesi Tülay hanımı bulduk burada. Onunla buluşacağız. O artık elimizden tutup bir yerlere götürecek bizi sağolsun.

Velhasıl bugünlük bu kadar. Şimdi gidip Fatmanur’u karşılayacağız. Malumunuz Lima’dan buraya uçuyor o da. Fatma Nur’un hiperaktifliği, İspanyolcası ve 7 aydır yurttan kimseyi görmemişliği ile bir ani sür’ate kavuşacakmışız gibi bir hisse sahibim.

9 yorum »

702

Yorum yazar hornethido

02 Şubat 2010 @ 22:30

“Quanta costa kaç posta?” lafı her durumda işe yarıyor. Tavsiye ederim!

703

Yorum yazar melda

02 Şubat 2010 @ 22:41

eh bir ehlikeyif kıskananı olarak ilk yorum benden olsun. büyük bir kıskançlık ve aynı oranda hevesle ağzımın suları aka aka okudum yazdıklarını Metin. tek bişi dicem şimdi meksikada olmak vardı anasını satayım:))) öpenzi.

705

Yorum yazar Eli Levi

03 Şubat 2010 @ 01:13

Siz bide centroda yani meydanda centro joyero ya gidin altincilarin oldugu yer orda bir kac tane turkle karsilasirsiniz bide cok yanlis gozle gezmissiniz tessekurler

712

Yorum yazar Ali Guven

03 Şubat 2010 @ 11:48

Metin’cim;
Cok guzel gecer insallah. Benim senden ricam mutlaka
sokakta ‘Tortas’ ye.. Grilled sandwich.. Ben San Diego’da yemiştim.. Dünyanın en pislik seyi ama tadi inanilmaz..
Selamlar
Ali

713

Yorum yazar Deniz

03 Şubat 2010 @ 12:08

Hala uçak yolculuğunun kötü etkileri herhalde. Geçer. Emiliano Zapata’lardan birinden bana imza alsana

719

Yorum yazar elçin

04 Şubat 2010 @ 05:05

meksika’nın bütün şehirlerinde, o merkezi meydanlara zocalo diyorlar..taksim dediğiniz yer orası herhalde..bu güvenlik sorunu bana hep batılıların paranoyası gibi geliyor..ilk kez 10 yıl önce gittim, tek başınaydım ve sokaklarda hiç rahatsızlık yaşamadım..6 yıl önce gittiğimde o meydanda ben de çok yoğun gösterilere tanık oldum; benim dikkatimi fazla sayıda da olsa polisin bizdekinin aksine hiç müdahale etmemesiydi..içim giderek izliycem maceralarınızı..şu vize işi zaman almasa bir yerlerde sizi yakalamak isterdim, hiç değilse bir rakı içimlik..bu arada anis dulce deneyin derim; rakının tatlı olanı diyebiliriz belki..

720

Yorum yazar Cigdem

04 Şubat 2010 @ 10:24

E yemekler nasıldı? Nasıl kıskanılası bir durumdur bu :)Artık “Gracias a la vida” sloganınız olsun :))

721

Yorum yazar hdenizb

04 Şubat 2010 @ 11:51

harika harika..yerlilerle karsılasınca onlara yenirakı ikram edip karsılıgında siz de ayahuska asması filan gibi şeyler kabul etseniz..

725

Yorum yazar süreyya tamer

04 Şubat 2010 @ 20:54

metin meksika çok güzel de bu işin iç turizm kısmına ben de katılayım mucur’da rakı içelim misal

RSS ile yazılara yapılan yorumları takip edin. Sitenizden geri izleme yapın

Yorum yap

XHTML: Kullanılabilir etiketler: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>