online ordering of meds order zovirax mail order, order cheap medications here without a prescription order flagyl no visa without rx, ordering generic medications online premarin generic, buy cheap viagra and cialis online - get your discount medicine online arimidex, buy cheap generic medications online buying neurontin over the counter, order online generic and brand medications doxycycline sale, buy cheapest medications with overnight delivery ordering lasix online without a prescription, cheap canadian pharmacy online overnight baclofen cod, generic medications online ordering norvasc prescription, order online generic and brand medications buy diflucan with no perscription, buy cheap generic medications online generic wellbutrin sr online

Turistik Memphis… Çekirge en fazla üç kere sıçrar!

Kategori: Proje 61/16 — Fikret - 10:59 am - Çarşamba, 17 Haz 2009

İki günün sonunda vardığımız birinci sonuç: Memphis pek turistik bir yer!

Valla ne yaptıysak olmadı, nereye gitsek “turistik” bir durumla karşılaşıyoruz. Bizim ulaştırmadan sorumlu Atılgan’a atlayıp Memphis’in sağına soluna, ötesine berisine turlar mı düzenlemedik, elimizdeki kaynakları mı kurcalamadık, sevgili GPS’imiz Teresa’ya mı danışmadık, turizm ofisinden aldığımız broşürleri mi hatmetmedik… yok, olmadı, bir türlü “turistik” bir kentte dolanıyor olma hissiyatından kurtulamadık. New Orleans da “turistik” idi ama o şehrin yerellerinin takıldığı Frenchman Street’i orada yaşayan dostumuz Fatma’nın tavsiyesi ile keşfetmiştik. Burada ya öyle bir yer yok, ya biz bulamadık, bilemiyoruz… Natchez, Greenville, Clarksdale civarlarının tadı damağımızda kaldı. Şeytan bir ara “geri oralara dönün” bile dedi ama artık Chicago’ya doğru yollanmanın vakti geliyor.

dsc_6352

Memphis’e dönecek olursak; bu şehrin her tarafı blues ve caz dolmuş taşmış durumda… Turizm ofisinde sizi B.B. King ve Elvis Presley heykelleri karşılıyor.

dsc_6370

Sanatçıların isimlerini kaldırımlara yazmak yetmemiş, cadde ve sokaklara da vermişler. Otobüs ve tramvayların üzerindeki durak isimlerinde de onlara rastlayınca bir aşırı doz durumu oluyor.

Klasik tabirle, şehrin kalbi Beale Street’te atıyor. Burası bizim “İstiklal” gibi, trafiğe kapalı bir alan. Cadde üzerinde istinasız sadece barlar ve hediyelik eşya satan dükkanlar var. Örneğin B.B. King’in barı ve hediyelik eşyacısı yan yana… Burada birşeyler bize “ters” geldi. Barlarda çalan müzik kötü mü? Asla… Daha ayrıntılısını Metin yazar, ama insanı rahatsız eden, bar kapılarında sizi içeriye hani zorlayarak demeyelim ama ısrar ederek almaya çalışan insanların varlığı… Caddenin yarısının turistik eşya dükkanı olması… Bu turistlerden para ve sigara dilenmeyi “iş” haline getirmiş garibanlar… Neticede biz Memphis’in gerçekte nasıl yaşadığını değil, turistlere nasıl sunulduğunu görebildik, buna da biraz canımız sıkıldı. Örnek vermek gerekirse; ne kadar turist akını olursa olsun, Beyoğlu kendi kafasına göre takılır, orada gerçek bir yaşantı devam eder. Beale Street ise tamamen turistlere yönelik dizayn edilmiş. Yani muhtemelen hep böyle değildi ama bizim 2009 Haziran’ında gözlediğimiz bu… (Greenville, Clarksdale gibi yerler kafalarına göre takılıyordu, o yüzden bizim de aklımız oralarda kaldı :) )

dsc_6392

Biz bunlara aldırmayıp yine de Memphis gecelerinde 3-4 bara girip çıktık. Popüler takılsalar da abiler sıkı çalıyordu. Gündüzlerinde de önemsediğimiz müzeleri gezmeye devam ettik.

Sun Studios, Elvis’in annesi için kaydettiği plakla keşfedildiği ve daha sonra yine burada kaydettiği plakla “patladığı” ve meşhur olduğu yer. Bina şu an müze olarak kullanılıyor. Girişte küçük bir kafe ve hediyelik eşya satış bölümü var.

dsc_6423

Zaten bu memlekette hangi müzeye girsek bizi hediyelik eşya bölümü karşılıyor. Sonra sizi müzeden çıkarken de mutalak oradan geçiriyorlar ve eğer girerken birşeylere takılıp satın almadıysanız, çıkışta mutlaka o gazla birşeyler alıveriyorsunuz.

dsc_6396

Fotoğrafta Metin’in bu kurulu düzen karşısındaki şaşkınlığını görüyorsunuz. O sırada 11:00’de başlayacak olan müze turunu bekliyorduk.

dsc_6411

Müze turu dediğimiz; tarihi eşyaların bir araya getirildiği hepi topu üç odayı, sizinle birlikte gezen görevli arkadaşın, ilgili olayları, anıları vs anlatması… Anlatım güzel, lakin daha ziyade Elvis üzerine kurulu malzemenin miktarı belli. Küçük bir yer olsa da görmeye değer. Toplanmış / biriktirilmiş eşyalar bir odada duruyor.

dsc_6415

İkinci oda kaydın yapıldığı stüdyonun ön bölümü… Elvis’i keşfeden hanımefendinin masası ve bir de eski pepsi cola makinesi var burada.

dsc_64231

dsc_6429

Üçüncü oda da kayıt stüdyosu… Buradaki aletlerin hepsinin çalışır durumda olduğunu söyledi, bizleri gezdiren anlatıcı arkadaşımız.

dsc_6447

Turun sonunda Metin, Elvis’in son kayıtlarını yaptığı mikrofon ile bizlere bir parça söyledi.

dsc_6580

Şimdi gelelim vardığımız ikinci sonuca: Çekirge en fazla üç kere zıplar!

Şu arkadan çarklı Mississippi teknelerinden birine binerek, bir buçuk saat süren azap dolu bir nehir turu yaptık.Biz Mississippi boyunca kuzeye doğru çıkıyoruz ya… Bunun benzeri bir tura, New Orleans’da katılmayarak çekirgeyi bir kere sıçrattık. Natchez’de katılmadık, ikinci zıplayış. Greenville’de katılmadık, üçüncü zıplayış. Ama burada “yahu bu turları görüp duruyoruz, katılalım artık” deyivererek yakalanıverdik.

dsc_6531

Bu teknelerin içinde bulunmanın hiçbir özelliği yok. Ya klimalı alt katta serin serin ağır yağ kokusuna maruz kalıyorsunuz; ya da üst katlarda havadar bir şekilde güneşte pişiyorsunuz. Sonuçta, hele ki bizim gibi İstanbul Boğazı ile yaşayan insanlar için hiçbir enteresanlığı olmayan, bulanık suda bir buçuk saat tur atıyorsunuz.

dsc_6557

dsc_6567

İşin fenası, bu tekneler dışarıdan çok güzel görünüyorlar ama siz içinde olduğunuz zaman, o güzellik  yerine etrafta gördüğünüz dümdüz alanları izliyorsunuz. Ve haliyle de oraların anlamsız fotoğraflarını çekiyorsunuz. Şimdi biraz ukalalık olacak ama, olur da yolunuz Mississippi’ye düşerse, bu tekne turlarına katılmayın, tur başlama saatinde kıyıya gidin ve iskeleden ayrılan çarklı teknenin güzelliğini izleyin, isterseniz fotoğrafını çekin. Sonra bırakın o gitsin, içindekilerle birlikte 1,5 saat turlasın. Hem paranızı hem zamanınızı ziyan etmeyin. Gidin her nerdeyseniz, o şehri gezin :)

Memphis notları şimdilik bu kadar… Yakında toparlanıp, Atılgan ve Teresa ile St. Louis tarafına doğru yollanıyoruz. Görüşmek üzere…

6 yorum »

100

Yorum yazar MC

17 Haziran 2009 @ 19:11

http://www.bentoniablues.com/BentoniaBluesFestival.shtml
Cumartesi Basliyor ama siz Memphis’ten ayrilmis oluyorsunuz

102

Yorum yazar Suna

18 Haziran 2009 @ 09:32

Su tekneler hayalimdi, demek bir esprisi yokmus. Gercekten de Bogaz’i teknede goren boyle nehir gezilerinde cok sey bekliyor galiba. Yine de o nostaljik tekneleri gormek cok guzel olsa gerek.

Bakalim bir sonraki durakta neler olacak.

Su muzecilik konusunda da bayagi ilerdeler galiba, baksaniza adamlar herseyi turistlik hale cevirmeyi basarmislar.

Size iyi yolculuklar…Donuse az kaldi, takipteyiz.

103

Yorum yazar Lazy

18 Haziran 2009 @ 14:15

Lan, Elvis’i kesfeden elemanın oturdugu sandalyein altındaki halıyı siz mi yerlestirdiniz oraya. NE alaka! Bildigimiz Isparta makine halısı:)))

111

Yorum yazar cemce

19 Haziran 2009 @ 15:36

ya süper birşeyyapmışsınız hakkaten. ben ilk kez okudum yazılarınızı .. bundan sonra sıkı takipçinizim ..

113

Yorum yazar alper cengiz

19 Haziran 2009 @ 22:52

…arkadaş bu gezinin en çok bu bölümünden korkuyodum ki korktuğum Memphis ve (özellikle de) Elvis fotolarıyla az önce yüzleştim…dönmeyin ulan buralara !!! kıskançlık krizindeyim yeni evliyim , kendinizi de beni de yakmayııııın :)))

116

Yorum yazar barbar murat:)

20 Haziran 2009 @ 17:25

Fikretçim resimlerin sayesinde oralar hayal olmaktan ve yazdıklarınız sayesinde yabancı olmaktan çıktı:)
Bu aarada sana bir isim söyliycem umarım fırsatın olur bakarsın
BARNEY:)geldiğinde görüşmek üzere hoşçakal.

RSS ile yazılara yapılan yorumları takip edin. Sitenizden geri izleme yapın

Yorum yap

XHTML: Kullanılabilir etiketler: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>