online ordering of meds order zovirax mail order, order cheap medications here without a prescription order flagyl no visa without rx, ordering generic medications online premarin generic, buy cheap viagra and cialis online - get your discount medicine online arimidex, buy cheap generic medications online buying neurontin over the counter, order online generic and brand medications doxycycline sale, buy cheapest medications with overnight delivery ordering lasix online without a prescription, cheap canadian pharmacy online overnight baclofen cod, generic medications online ordering norvasc prescription, order online generic and brand medications buy diflucan with no perscription, buy cheap generic medications online generic wellbutrin sr online

Hey gidi Clarksdale günleri…

Kategori: Proje 61/16 — Fikret - 9:17 am - Salı, 16 Haz 2009

En son Clarksdale gecelerini yarın anlatırız deyip, gitmiştik. Şimdi kaldığımız yerden devam edelim. Ama devam etmeden filmi biraz geriye sarıp Riverside Hotel’den bir iki bilgi ve fotoğraf paylaşalım.

Burada kaldığımız Riverside Hotel’in sahibi ve işletmecisi Rat’ten Metin bahsetmişti.

dsc_5993

Clarkside Hotel, bir otel olmanın ötesinde gerçekten müze gibi. Duvarları otelde kalan ünlü müzisyenlerinin fotoğraflarıyla dolu.

dsc_6024

Rat gösterdiği her odada kalan kişileri ezberden sayıyor. Ve galiba bunu her gün oda bakmaya gelen kişilere 4-5 kez bıkmadan usanmadan yapıyor. Bıkmıyor, çünkü Rat konuşmayı çok seviyor :)

dsc_0453-20

Riverside Hotel’de kalan insanlar burada kişisel eşyalarını bırakıyor demiştik. Bir sonraki gelişlerinde onları yine yerinde buluyorlarmış. Biz de çekmecenin birine bir Yeni Rakı şapkası ve bir diğerine de yanımda getirdiğim Gazap Üzümleri romanını bıraktık.

img_2609

Gazap Üzümleri’ndeki hikaye de bu coğrafyada geçiyor. Romandaki rota Chicago dolaylarında başlayıp bir diğer efsane Amerikan karayolu olan Highway 66 boyunca devam ediyor. Umarım iki karayolunun kesiştiği noktadan geçeceğiz.

Burası da otelde Rat’in resepsiyon ofis karışımı bir yer olarak olarak kullandığı girişteki oda… çok dağınık bir müze bölümü gibi.

dsc_6250

Rat’in ofisinin kapısında Red’s isimli barın programı asılı. Red’s, otele üç dakika yürüme mesafesinde bir yer. Otelden çık, sağa yürü, Martin Luther King Parkını geçince hemen solda:) “Bizim Rat” ve otelin tüm sakinleri her akşam oraya takılıyor. Biz de burada kaldığımız iki gece Red’s’e gittik. Müzik ve eğlence şahaneydi ama son gün dolanırken keşfettiğimiz birkaç juke joint’e uğramadığımıza yanmadık da değil hani !

dsc_6306

Aklımız en çok bu Grand Zero Blues Club’da kaldı. Artık kısmetse bir dahaki sefere…

dsc_6309

Bu kulübün dışı gibi içinde de her yer ama her yar yazılarla dolu. Duvarın, tavanın, masaların ve bilardo masaları üzerine sarkan ampullerin abajurlarının üstü bile el yazılarıyla dolu.

Bizim iki gece gittiğimiz Red’e ise dışardan bakıldığında yaşayan bir yer demek için bin şahit gerekli.

dsc_6093

İçerisi ise epeyce loş olmakla beraber oldukça canlı… İlk gece “T-Model Ford”un doğumgünüydü.

dsc_6043

dsc_6076

dsc_6046

dsc_6068

Aşağıdaki fotoğrafta; T-Model Ford çalıyor, ondan önce sahne alan Robert Belfour arkada dinleniyor. (Ki ertesi gün ikisine de Delta Blues Museum duvarlarında rastlayacağız.) Clarksdale’li bir hanımefendi döktürüyor ve Metin yaşadıklarına inanamıyor.

dsc_6073

Ortadaki kova tip kutusu olarak kullanılıyor. Arada bir veya mekandan çıkarken içine gönlünüzden ne koparsa atıyorsunuz. Bu tip kovası veya kutusu uygulaması, New Orleans’dan yukarıya doğru çıkınca hep rastladığımız bir şey oldu.

İkinci gece ise Millage Gilbert çalıyordu aynı mekanda.

dsc_6243

Kendisinin civarda epeyce afişine rastladık. Sevilen bir şahsiyet buralarda… O geceki basçıları son dakikada gruba dahil edilmişti galiba. Bir ara gitarist, basçıya parmağını hangi telin üzerine koyması gerektiğini falan işaret etti. Ama her şeye rağmen Millage Gilbert Abi hem gitarıyla hem sesiyle bizi ziyadesiyle memnun etti.

Clarksdale gündüzlerimizi ise müze ve Blues tarihi için mühim noktaları gezerek değerlendirdik. Delta Blues Museum güzel bir müze, lakin içeride fotoğraf çekmek yasak. Alkollü araba kullanmamak dahil tüm kurallara uyan bizler, elbette içerde fotoğraf çekmeye kalkmadık. (www.deltabluesmuseum.org)

dsc_6319

Müzenin hediyelik eşya bölümünde tanıştığımız J Whitley “Whit” Perry ile Metin’in fotoğrafını çektim. Perry, Delta insanları hakkında bir kitap yazmış. Fotoğrafta iki yazarın muhabbetine tanıklık ediyorsunuz. Buradan fotoğraf çekmemize izin veren müze görevlisi Christopher Coleman’a teşekkürlerimizi sunalım. Christophe, o akşam Memphis’te bir barda çıkacaktı. Kendisi gospel tarzında takılan bir grupta klavye çalıyor ve söylüyor.

Clarksdale’deki ikinci müze Rock’n Roll & Blues Heritage Museum ise kapalıydı. Haftanın sadece üç günü açık olması bizi çok şaşırttı ama yapacak bir şey yoktu. Burada kaldığımız iki gün o üç güne denk gelmedi maalesef.

dsc_6261

Haftada üç gün açık olan bir müze, buranın çalışma anlayışını çok güzel yansıtıyor. Buralılar çalışmayı pek sevmiyor. Lonely Planet’in USA kitabında tavsiye edilen Abe’s isimli restorana saatini tutturup bir türlü içine giremedik. Çünkü sabahları geç açıyordu ve biz erken gidiyorduk. Pazar öğleden sonra saat üçte kapanacağını tahmin edemediğimiz için bu sefer de geç bir öğle yemeği yemeye gittiğimizde tutturamadık. Ayrıca Morgan Freeman’ın kurucusu olduğu Madidi isimli mekan da -ki burayı da Lonely  Planet tavsiye ediyor-  sadece akşamları açık olup, pazarları da sadece 2-3 saatliğine brunch için açıldığından, zamanını tutturup da içeri girmeyi beceremediğimiz bir başka yer oldu… Velhasılı kelam, pek tembel pek ehlikeyif gördük Clarksdale insanlarını ve tabii ki pek sevdik kendilerini. Bu civarlarda bir yere gidecekseniz, bir önceki günden hangi gün hangi saatlerde çalıştığını öğrenmeniz gerekiyor. Müze, restoran, market, hatta berber! Evet berberlerin de çalışma saatlerini bilmek gerekiyor. Pazartesi günü bir berbere birkaç kez gidip gelip bakmamıza rağmen bir türlü açık yakalayamadık :)

Buraya kadar gelip de görmeden edemeyeceğimiz bir başka tarihi nokta da Crossroads idi.

dsc_6168

Hikayenin detaylarını Metin yazacaktır ama kısaca şöyle söyliyeyim: Hani mezarına bir şişe Yeni Rakı bırakıverdiğimiz Robert Johnson var ya; onun ruhunu şeytana sattığı iddia edilen dört yol ağzı -yani crossroads- bugün turistik bir nokta. Highway 61 ile 49’un kesiştiği bu noktaya dikilen direğin altında gelen giden fotoğraf çektiriyor. Bu direk, buraların Eyfel Kulesi olmuş. Eh tabii biz de birkaç yüz poz fotoğraf çektik civarda.

dsc_0470

Zaten bu dört yol ağzındaki dükkanlar mesela mobilyacılar bile ismini Crossroads’tan alıyor.

dsc_6173

Bu da içine girmeyi başaramadığımız Abe’s Restaurant’ın arka duvarı. Arka duvar Crossroads noktasına bakıyor.

dsc_0505-55

Clarksdale’i arkamızda bırakıp Memphis’e doğru yollandık.O kısımları da bir sonraki yazıda anlatırız artık. Görüşmek üzere…

3 yorum »

94

Yorum yazar Melda Erçelikcan

16 Haziran 2009 @ 16:49

gündüz müze görevlisi akşam müzik yapıyor, anladığım kadarı ile herkes hem her işi yapıyor hem de çalışmıyor. yahu şu işin sırrını öğrenmeden dönmeyin buraya. aynısını burda uygulayabilirsek pek şahane bi hayatımız olabilir.

117

Yorum yazar Nalan Başaran

21 Haziran 2009 @ 13:11

Buradan anlaşılıyor ki Clarksdale’e en az 1 hafta ayrılacak..
gideceklere duyurulur!…
şahane bir modele benziyor oradaki hayat.. öğrenile.

323

Yorum yazar HiTech

19 Ağustos 2009 @ 03:56

где-то я уже такое видел…

RSS ile yazılara yapılan yorumları takip edin. Sitenizden geri izleme yapın

Yorum yap

XHTML: Kullanılabilir etiketler: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>