online ordering of meds order zovirax mail order, order cheap medications here without a prescription order flagyl no visa without rx, ordering generic medications online premarin generic, buy cheap viagra and cialis online - get your discount medicine online arimidex, buy cheap generic medications online buying neurontin over the counter, order online generic and brand medications doxycycline sale, buy cheapest medications with overnight delivery ordering lasix online without a prescription, cheap canadian pharmacy online overnight baclofen cod, generic medications online ordering norvasc prescription, order online generic and brand medications buy diflucan with no perscription, buy cheap generic medications online generic wellbutrin sr online

Favorilerimiz: Soho, Chinatown, Downtown..

Kategori: Proje 61/16 — Metin - 5:27 am - Pazar, 07 Haz 2009

Abiler ablalar.. dünden beri kek gibi dolanıp durmuşuz Time Square filan.. yalan dolan bunlar. Esas olay Chelsea’dan aşağı giden yoldaymış.

Neymiş AKM’nin ikiye katlanmışı Madison Square Garden; Soho yolunda Sirkeci vardı be. Fikret’e üzerinde 179 USD yazan bi 8 GB’lık bir CF kartı aynen 30 USD’a aldık. Pazarlık 60 USD’dan başladı, kanlı oldu. Gerçi range’e bakarsanız hala kazık yemiş olabiliriz :)

Bu yollarda rakı içme işi acayip sosyalleştirici bişey. Her gezene tavsiye olunur. Muhakkak başınıza birileri toplanıyor, önce “Bu manyaklar n’apıyor” bakışları sarıyor dört bir yanınızı. Sonra sempati bakışları. Sonra meraklı sorular..

Bugün bikaç düzine insanla muhabbet ettik bu sayede.

Önce, Chelsea’da bi restoranda ilk rakı soframızı kurduk. Epey sempatik ve çenesi düşük garsonumuza bütün şirinliğimizi ve şebekliğimizi kullanarak, rakı içmek istediğimizi söyledik. Dilerlerse içtiğimiz kadeh başına şarap filan yazabileceklerini söyleyerek rica ettik. Abandone olan hanım garsonumuz, yaptığımız geyiğin etkisiyle bir miktar gevşedi ve ürkek bir onay verdi. Sonra muhabbet tavan yapıp yan masalara da sarkınca pek memnun oldu kendisi. Hatta memnuniyetini, hesaba şarap filan eklemeyerek gösterdi. Birer duble, birer de tek rakı attıktan sonra yollandık Soho’ya.

yeniraki-020

Rakıların etkisiyle midir, bilinmez, Soho’yu pek beğendik. Bizim Cihangir’in sahicisi kendileri. Güzel hanımlar beyler, güzel güzel eğleniyorlar. hosting information . Kesintisiz sanat sendromu bir miktar rahatsız etse de, genel olarak süperdi.

Ardından gittiğimiz China Town’a muhtemelen Çin’de sadece town deniyordur arak esprisini yapıp, orada tanıştığımız “bir arkadaşın” deyişiyle güzelim Soho’da içmediğimiz birayı eciş bücüş Çinlilerin arasında içtik.

Sonra ver elini Brooklyn köprüsü. Köprüde, ikişer duble rakı içtik. İki hanım kızımıza da birer tek rakı içirdik. Elimizde rakı bardaklarıyla köprüyü geçen ihtimal ilk Türkler olarak gördüğümüz ilgi ister istemez sosyalleştirdi. Bu New York’ta kimse rakının adını duymamış. Onlar için epey öğretici oldu bizimle tanışmak :)

yeniraki-073

Dedik ki “Yahu hiç mi Türk görmez bizi burada”, hani gelse “Baba n’apıyorsunuz yahu” diye geyiğe girse. Ama olmadı netekim.

“Bu Yeni Rakı nedir bilader” sorusunu soran muhabbetperver siyah arkadaşa, güzel uydurduk ama: “Şimdi şöyle oluyor. Nasıl bir varmış York varmış. York buraya gelmiş New York olmuş.. Aha bu meret de bizim orada rakıdır sadece, buraya geldi Yeni Rakı oldu” dedik. Ne kadar inandırıcı buldu bu saçma esprimizi bilemeyiz tabi.

15 yorum »

10

Yorum yazar Ergün

07 Haziran 2009 @ 06:34

Metin abi siyahlı kız sana beyazlı olanı rakıya pek bi iştahlı bakmış :)

11

Yorum yazar Suna

07 Haziran 2009 @ 11:39

Kopru ustu raki.
Supersiniz,
Siz gezdikce, siz yazdikca takipteyiz, yolunuz acik olsun.
New York New York olali gormemistir boyle bir sey.

12

Yorum yazar ülkü

07 Haziran 2009 @ 13:27

Daha çoook fotooo.
Çok şirinsizin leen.
Fiko bırak cool davranmayı oyarım.

16

Yorum yazar Fondeep

07 Haziran 2009 @ 19:06

Çinlilere eciş bücüş filan diyerek ırkçılık yapıyorsunuz. Sizi kınıyorum. Sizin gibi ırkçılar yüzünden dünya yaşanamaz hale geldi.

Stop racism! Stop fascism!

17

Yorum yazar semih kamil

07 Haziran 2009 @ 19:38

DUI yani “Driving Under Influence” yani alkollü araba kullanmak..

I woke up this morning in the county jail
My head was splitting and my face was pale
Pissed off psycho in the bed next to me
It dawned on me I would never be free

Chorus: I got the DUI blues
I had too much booze
And got behind the wheel of my car
Oh Lord the blue light shining behind me (sound of siren)

My girlfriend dumped me and I was feeling down
Had to see people so I headed downtown
A few too many and was feeling frisky
God knows I never meant to drink all that whisky

Chorus: I got the DUI blues
I had too much booze
Should never have gone to that god dam bar
Oh Lord the blue light shining behind me (sound of siren)

Verse 3: My job is going down the drain
God help me things will never be the same
I refused to blow but with lawyers and jail time
My existence ain’t worth a dime

Chorus: I got the DUI blues
I had to much booze
I never meant to go that far
Oh Lord the blue light shining behind me (sound of siren)
Fade: Oh Lord the blue light shining behind me (sound of cop saying “you have the right to remain
Silent”.

Song and Lyrics by Toby Keith

18

Yorum yazar Metin

07 Haziran 2009 @ 21:55

Irkçılık konusunda hassas güzel kardeşim. Çok yanılıyorsun. Olay o şekilde olmaz. İnsanlar birbirlerine küfürlü konuştukça ırkçılığın içi boşalır.

Zizek adını hiç duydun mu bilmiyorum. Kendisi bence ve epey solcuya göre de yaşayan en büyük felsefecidir. Müthiş birisidir.

O, Metis’ten çıkan kitabına yazdığı önsözde uzun uzun şunu anlatır. Tito zamanında pekçok şey sakattı ama balkanlarda huzur vardı. Çünkü, hırsız arnavutlar, aşağılık sırplar, pis hırvatlar şeklinde konuşulurdu. Şimdi düşmanlığın en büyük belirtisi herkesin kibar olmasında yatıyor.

Bu derin mevzuyu burada daha fazla açıklayamayacağım. Ama önyargını ve külliyen ABD malı “politically correctness” takıntısını bir kenarara bırakarak göz atarsan faydalı bulacaksındır.

Niyetini anlıyorum elbet. Ama dediğim gibi, yanılma payını da saklayarak kötü davran bize.

Sevgilerimle.
Metin Solmaz

19

Yorum yazar Yurtsan Atakan

07 Haziran 2009 @ 23:06

Yahu Metin, bu mesajı alıncaya kadar muhtemelen NY’u terk edip yeni mecralara doğru yola çıkmış olacaksınız ama eğer hala NY’da takılıyor iseniz rakı sofrası kurmak için size iki tavsiyem var.
1- Pastis: adı bile yeter. Meat Packing district’te. NY reklamcı sosyetesinin mekanı. Rakı ile bir tanışsınlar hele bak nasıl reklamlar yapmaya başlıyorlar.
2- Pera. bunun da adı yetmez mi? Grand Central’ın yakınlarında. NY’un en “in” Türk mekanında rakı sofrası kurulmaz da nerede kurulur kuzum?

20

Yorum yazar fusun

07 Haziran 2009 @ 23:44

çok eğlenceli :) bayıldım yeni rakı açıklamanıza da..
keşke town’da ördek yiyip de yiyemeseydiniz…eti bulana kadar 3 cm yağ kazımak gerekiyormuş meğer, bunu yaparken de dirseklerine kadar yağ oluyor insan haliyle..
sakın yemeyin ha, nerede görürseniz kaçın :)..
galiba bu da ırkçı mı kaçtı ne ?

23

Yorum yazar doğa

08 Haziran 2009 @ 00:33

barbar conan’ın lafı vardır barbarlar her zaman daha kibardırlar çünkü kabalık yaptıklarınada kafalarına bir balta yiyeceklerini bilirler mealinde.O yüzden çok takılmamak lazım kibarlık meselesine efendim.iyi yolculuklar efendim size.bi an önce çıkın şu otobana da caz blues rakı olayı falan başlasın yani beklemekdeyiz

24

Yorum yazar Aydın Gündüz

08 Haziran 2009 @ 01:16

Fikocuğum sen gel, rakı şişesiyle galata köprüsünde kovalamazsam seni :))) kaç şişe rakı götürdünüz burdan, yolculuğun tümüne yetecek mi? olmadı postalayayım burdan :)

30

Yorum yazar Nalan Başaran

08 Haziran 2009 @ 12:32

Keşke Chelsea Otel tabelasına karşı kadeh kaldıraydınız bea ve bunu bize de göstereydiniz tüm tanrılar aşkına!!

32

Yorum yazar ozge

08 Haziran 2009 @ 19:11

Siz Amerika ziyareti yaparken ben de anne ziyareti yapayım dedim. Annemi bulunca, sizi şikayet etmek için açtım sayfayı, “Bak anne bu benim patron, burası Amerika, bunlar da rakı… Düşün biricik kız çocuğuna ne yaptıklarını” dedim. Annem “Aaaaa bu mu Metin, kaç yaşında, 50 var mı?” dedi. Dedim “Annelerin en büyüğüsün sen” Anlamadı o tabii… Yani, orada moralini bozmak istemem ama sanki yaşlanmışsın sen :)

37

Yorum yazar Gökhan

09 Haziran 2009 @ 11:22

hayırlı yolculuklar :) daha çok fotoğraf görebilecek miyiz?
Sanırım herkes yaşlı bir afro-amerikan amcayla bir masada rakı kadehi tokuşturduğunuz bir foto görmek istiyor :)

40

Yorum yazar Redkit

09 Haziran 2009 @ 20:04

Mettin at hırsızı seni :D

672

Pingback yazar Ehlikeyif Yollarda » Elden geldiğince yorumlara cevaplar

15 Ocak 2010 @ 16:35

[…] Favorilerimiz: Soho.. http://www.ehlikeyifyollarda.com/?p=50 […]

RSS ile yazılara yapılan yorumları takip edin. Sitenizden geri izleme yapın

Yorum yap

XHTML: Kullanılabilir etiketler: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>